12. Yargı Paketi Denetimli Serbestlik ve Şartlı Tahliye Modeli Getiriyor mu?

25.07.2026
28
12. Yargı Paketi Denetimli Serbestlik ve Şartlı Tahliye Modeli Getiriyor mu?

12. Yargı Paketi, denetimli serbestlik süresini genel olarak uzatan, koşullu salıverilme oranlarını düşüren veya hükümlüler için yeni bir şartlı tahliye modeli kuran bir infaz düzenlemesi değildir. 16 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda 7589 sayılı Kanun olarak kabul edilen düzenlemenin ağırlık noktası; hukuk yargılamalarının hızlandırılması, icra ve iflas işlemleri, noterlik hizmetleri, idari yargı, hukuk muhakemesi ve bazı ceza muhakemesi hükümleridir. Kabul edilen metin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un denetimli serbestlik ve koşullu salıverilmeye ilişkin hükümlerini genel olarak değiştirmemektedir.

Bu nedenle “12. Yargı Paketi ile herkes tahliye olacak”, “denetimli serbestlik süresi uzatıldı” veya “yeni şartlı tahliye sistemi yürürlüğe girdi” şeklindeki ifadeler, güncel resmî metinle örtüşmemektedir. İnfaz hesaplamaları hâlen esas olarak 5275 sayılı Kanun’un 105/A ve 107. maddeleri ile 10. ve 11. Yargı Paketleri kapsamında daha önce yapılan değişikliklere göre yürütülmektedir.

12. Yargı Paketinin Güncel Hukuki Durumu

  1. Yargı Paketi olarak bilinen düzenleme, TBMM’de 7589 sayılı Kanun olarak 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilmiştir. Ancak 25 Temmuz 2026 itibarıyla TBMM’nin ilgili kanun sayfasında Cumhurbaşkanlığına gönderilme tarihi, Resmî Gazete tarihi ve Resmî Gazete sayısı alanları henüz doldurulmamıştır. Bu nedenle düzenlemenin tamamının yürürlüğe girdiği kabul edilmeden önce Resmî Gazete’de yayımlanıp yayımlanmadığının ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

Adalet Bakanlığı tarafından paket hazırlıkları sırasında yapılan açıklamalarda da 12. Yargı Paketi’nin esasen hukuk yargılamalarının etkinliğini artırmaya yönelik olduğu, infaz mevzuatını düzenleyen genel bir paket niteliği taşımadığı belirtilmiştir. Ceza ve infaz alanındaki kapsamlı değişiklikler ise ağırlıklı olarak önceki yargı paketleri içerisinde ele alınmıştır.

Bu ayrım önemlidir. Çünkü kamuoyunda “yargı paketi” ifadesi çoğu zaman doğrudan tahliye, ceza indirimi veya denetimli serbestlik düzenlemesiyle ilişkilendirilmektedir. Oysa her yargı paketi infaz kanununda değişiklik yapmak zorunda değildir.

Denetimli Serbestlik Nedir?

Denetimli serbestlik, hükümlünün cezasının belirli bir bölümünü ceza infaz kurumu dışında, kendisi hakkında belirlenen yükümlülük ve denetim tedbirlerine uyarak infaz etmesini sağlayan bir infaz yöntemidir.

5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinde düzenlenen bu kurum, cezanın ortadan kalkması veya affedilmesi anlamına gelmez. Hükümlünün cezası devam etmekte; yalnızca cezanın infaz şekli değişmektedir. Anayasa Mahkemesi de denetimli serbestliği, hükümlünün koşullu salıverilme tarihinden önce ceza infaz kurumundan çıkarılarak kişiye özgü tedbirler altında toplum içinde izlenmesini sağlayan bir infaz kurumu olarak değerlendirmektedir.

Denetimli serbestliğin temel amacı, hükümlünün aile ve toplumla bağlarını koruyarak kontrollü şekilde sosyal hayata hazırlanmasıdır. Bununla birlikte kurumun uygulanması, yalnızca tahliye tarihinin yaklaşmasına bağlı değildir. Kanunda öngörülen şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Denetimli Serbestlikten Yararlanma Şartları

5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesine göre denetimli serbestlik değerlendirmesinde genel olarak şu koşullar dikkate alınır:

  • Hükümlünün açık ceza infaz kurumunda bulunması veya açık kuruma ayrılma hakkını kazanması,
  • Çocuk hükümlü bakımından çocuk eğitimevinde bulunulması,
  • Hükümlünün iyi hâlli olması,
  • Koşullu salıverilme tarihine belirli bir sürenin kalmış olması,
  • Hükümlünün talepte bulunması,
  • Ceza infaz kurumu idaresi tarafından değerlendirme raporu hazırlanması,
  • İnfaz hâkimliğinin denetimli serbestlik kararı vermesi.

Genel düzenlemeye göre koşullu salıverilme tarihine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin, diğer şartları da taşımaları hâlinde cezalarının kalan bölümünü denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etmeleri mümkündür. Ancak suç tarihi, geçici maddeler ve özel düzenlemeler nedeniyle bu sürenin somut dosyada farklı uygulanması mümkündür.

Denetimli serbestlik kendiliğinden başlayan bir uygulama değildir. Ceza infaz kurumu idaresinin değerlendirmesi ve infaz hâkimliğinin kararı gerekir. Tahliye tarihinin yaklaşmış olması tek başına hükümlüye koşulsuz bir serbest bırakılma hakkı sağlamaz.

10. Yargı Paketiyle Getirilen Onda Bir Şartı

  1. Yargı Paketi olarak bilinen 7550 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinde önemli bir değişiklik yapılmıştır.

Düzenlemeye göre hükümlünün denetimli serbestlikten yararlanabilmesi için, koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini ceza infaz kurumunda geçirmesi gerekir. Bu süre hiçbir durumda beş günden az olamaz.

Örneğin hükümlünün koşullu salıverilme tarihine kadar kurumda geçirmesi gereken toplam süre 300 gün ise, kural olarak bunun en az 30 günlük bölümünün ceza infaz kurumunda geçirilmesi gerekir. Ancak bu örnek yalnızca düzenlemenin matematiksel mantığını açıklamaktadır. Açık kuruma ayrılma koşulları, suç türü, mahsup edilen tutukluluk süresi, birden fazla ilamın bulunması ve geçici maddeler gerçek infaz hesabını değiştirebilir.

7550 sayılı Kanun’a eklenen geçici hüküm uyarınca onda bir ve en az beş gün şartı, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlar bakımından uygulanmaz. Dolayısıyla yalnızca mahkûmiyet kararının veya cezanın kesinleşme tarihine bakılması doğru değildir. Belirleyici olan hususlardan biri suçun işlendiği tarihtir.

Bu nedenle aynı süreli hapis cezasını alan iki hükümlünün denetimli serbestliğe ayrılma tarihi farklı olabilir. Suç tarihinin birkaç gün farklı olması dahi uygulanacak infaz rejimini etkileyebilir.

Şartlı Tahliye ve Koşullu Salıverilme Aynı Kurum mudur?

Günlük kullanımda “şartlı tahliye” olarak bilinen kurumun 5275 sayılı Kanun’daki karşılığı koşullu salıverilmedir.

Koşullu salıverilme, hükümlünün hapis cezasının kanunda belirtilen bölümünü iyi hâlli olarak infaz etmesinden sonra, cezanın kalan kısmını toplum içinde belirli şartlara bağlı şekilde geçirmesidir. Koşullu salıverilme tarihinde ceza tamamen sona ermez. Hükümlü, hak ederek tahliye tarihine kadar devam eden bir denetim süresine tabi olur.

5275 sayılı Kanun’un 107. maddesine göre genel kural olarak süreli hapis cezalarının yarısının ceza infaz kurumunda iyi hâlli olarak geçirilmesi koşullu salıverilme için yeterlidir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında otuz yıl, müebbet hapis cezasında ise yirmi dört yıl kurumda geçirilmesi gerekir.

Ancak yarı oranı bütün suçlar ve bütün hükümlüler için geçerli değildir. Kasten öldürme, işkence, eziyet, belirli cinsel suçlar, uyuşturucu suçları, özel hayata karşı bazı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve kanunda ayrıca sayılan diğer suçlar bakımından üçte iki gibi daha ağır koşullu salıverilme oranları uygulanabilir. Terör suçları, örgütlü suçlar, mükerrirlere özgü infaz rejimi ve özel kanun hükümleri de farklı sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle “her hükümlü cezasının yarısını cezaevinde geçirir” şeklindeki genelleme hukuken doğru değildir.

Denetimli Serbestlik ile Koşullu Salıverilme Arasındaki Fark

Denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme, aynı infaz sürecinin birbirinden farklı aşamalarıdır.

Denetimli serbestlik, hükümlünün koşullu salıverilme tarihinden önce ceza infaz kurumundan ayrılarak cezasını toplum içinde belirlenen yükümlülükler altında infaz etmesini sağlar.

Koşullu salıverilme ise hükümlünün cezasının kanunda belirtilen oranını iyi hâlli olarak infaz etmesinden sonra başlayan ve hak ederek tahliye tarihine kadar devam eden ayrı bir hukuki statüdür.

Basitleştirilmiş bir infaz sıralaması şu şekilde gösterilebilir:

  1. Mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesi,
  2. İnfaz savcılığı tarafından ceza ve tahliye tarihlerinin hesaplanması,
  3. Hükümlünün kapalı veya açık ceza infaz kurumunda bulunması,
  4. Şartları varsa denetimli serbestliğe ayrılması,
  5. Koşullu salıverilme tarihinin gelmesi,
  6. Koşullu salıverilme denetim süresinin tamamlanması,
  7. Hak ederek tahliye tarihine ulaşılması.

Denetimli serbestliğe ayrılan hükümlünün cezası bitmiş değildir. Aynı şekilde koşullu salıverilen kişinin mahkûmiyeti de derhâl bütün sonuçlarıyla ortadan kalkmaz.

11. Yargı Paketindeki 31 Temmuz 2023 Düzenlemesi

Denetimli serbestlik konusunda güncel tartışmaların önemli bir bölümü, gerçekte 12. Yargı Paketi’nden değil, 11. Yargı Paketi ile getirilen düzenlemeden kaynaklanmaktadır.

  1. Yargı Paketi kapsamında, 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen belirli suçlardan hükümlü olan kişilere açık ceza infaz kurumuna ve denetimli serbestliğe daha erken ayrılma imkânı tanınmıştır. Düzenleme, kanunda aranan süreleri ceza infaz kurumunda geçiren ve iyi hâlli olduğu belirlenen hükümlülerin açık kuruma üç yıl daha erken ayrılabilmesini ve buna bağlı olarak denetimli serbestlikten üç yıl daha erken yararlanabilmesini öngörmektedir.

Ancak bu imkân bütün hükümlüleri kapsamaz. Terör ve örgütlü suçlar, kanunda sayılan belirli kasten öldürme ve cinsel suçlar ile deprem nedeniyle bina veya diğer yapıların yıkılması sonucunda meydana gelen öldürme suçları kapsam dışında bırakılmıştır. Ayrıca kapalı ve açık ceza infaz kurumunda geçirilmesi gereken asgari süreler ile iyi hâl şartının yerine getirilmesi gerekir.

Bu düzenleme:

  • Genel af değildir.
  • Mahkûmiyet hükmünü ortadan kaldırmaz.
  • Bütün suçlar bakımından cezanın yarıya indirilmesi anlamına gelmez.
  • Koşullu salıverilme oranlarını herkes için değiştirmez.
  • Yalnızca belirli şartları taşıyan hükümlüler bakımından açık kuruma ve denetimli serbestliğe daha erken geçiş imkânı sağlar.

Dolayısıyla 31 Temmuz 2023 tarihinin, kararın verildiği veya cezanın kesinleştiği tarih olarak değil, kural olarak suç tarihi bakımından değerlendirilmesi gerekir.

12. Yargı Paketindeki “Denetim Süresi” İfadesi Neden Karıştırılıyor?

  1. Yargı Paketi içerisinde ceza muhakemesi bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumuna ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında sanığın belirli bir denetim süresine tabi tutulması ve bu süre içinde bazı yükümlülüklerin uygulanabilmesi mümkündür.

Ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasındaki denetim süresi ile 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesindeki denetimli serbestlik aynı kurum değildir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında açıklanmış ve infaz edilebilir hâle gelmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmaz. Sanık, Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında denetim altında tutulur.

İnfaz hukukundaki denetimli serbestlikte ise kesinleşmiş ve infazına başlanmış bir hapis cezası vardır. Hükümlü, cezasının kalan bölümünü ceza infaz kurumu dışında infaz eder.

Paket metninde “denetim” kelimesinin geçmesi, 12. Yargı Paketi’nin denetimli serbestlik sürelerini uzattığı anlamına gelmez.

İnfaz ve Tahliye Tarihini Belirleyen Unsurlar

Bir hükümlünün denetimli serbestlik veya koşullu salıverilme tarihinin belirlenmesinde yalnızca cezanın süresine bakılmaz. İnfaz hesabını etkileyen başlıca unsurlar şunlardır:

Suçun İşlendiği Tarih

İnfaz mevzuatında yapılan değişiklikler çoğu zaman belirli bir tarihten önce veya sonra işlenen suçlar bakımından farklı uygulanır. Karar tarihi ya da kesinleşme tarihi her zaman belirleyici değildir.

Suçun Niteliği

Koşullu salıverilme oranı, suçun kanuni niteliğine göre yarı, üçte iki veya özel düzenlemelerde belirtilen başka bir oran olabilir. Suçun nitelikli hâli de hesabı etkileyebilir.

Mükerrirlik Durumu

Tekerrür hükümlerinin uygulanması hâlinde mükerrirlere özgü infaz rejimi gündeme gelebilir. İkinci defa tekerrür, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Birden Fazla Mahkûmiyet Kararı

Hükümlü hakkında birden fazla kesinleşmiş ceza bulunması hâlinde cezaların toplanması, mahsup işlemleri ve her ilama uygulanacak infaz rejimi ayrıca incelenir. Farklı suç tarihlerine sahip ilamların aynı dosyada bulunması hesabı daha karmaşık hâle getirebilir.

Tutukluluk ve Gözaltı Süreleri

Aynı suç nedeniyle tutuklu veya gözaltında geçirilen sürelerin cezadan mahsup edilmesi, koşullu salıverilme ve hak ederek tahliye tarihlerini etkileyebilir.

İyi Hâl ve Disiplin Durumu

Denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme bakımından iyi hâl temel koşullardan biridir. Ceza infaz kurumundaki davranışlar, yükümlülüklere uyum, eğitim ve iyileştirme programlarına katılım ile disiplin cezaları değerlendirmede önem taşır.

Açık Ceza İnfaz Kurumuna Ayrılma Koşulları

Denetimli serbestlik bakımından hükümlünün açık ceza infaz kurumunda bulunması veya açık kuruma ayrılma hakkını kazanması önemlidir. Açık kuruma ayrılma şartları gerçekleşmemişse yalnızca koşullu salıverilme tarihine kalan süreye dayanılarak denetimli serbestlik uygulanması mümkün olmayabilir.

Denetimli Serbestlik Süreci Nasıl İşler?

Denetimli serbestlik uygulaması genel olarak infaz savcılığı, ceza infaz kurumu idaresi, infaz hâkimliği ve denetimli serbestlik müdürlüğünün dahil olduğu aşamalardan oluşur.

Öncelikle kesinleşen mahkûmiyet hükmü infaz savcılığına gönderilir. İnfaz savcılığı tarafından cezanın başlangıcı, mahsup edilecek süreler, koşullu salıverilme tarihi ve hak ederek tahliye tarihi hesaplanır.

Hükümlünün denetimli serbestliğe ayrılma şartlarını taşıdığı değerlendirildiğinde ceza infaz kurumu idaresi tarafından iyi hâl ve uygunluk değerlendirmesi yapılır. Hazırlanan rapor infaz hâkimliğine gönderilir. Nihai karar infaz hâkimliği tarafından verilir.

Karar sonrasında hükümlü denetimli serbestlik müdürlüğüne yönlendirilir. Müdürlük tarafından hükümlünün kişisel durumu, suç geçmişi, ihtiyaçları ve riskleri dikkate alınarak bir denetim planı hazırlanır. Bu plan kapsamında kamuya yararlı bir işte çalışma, belirli bir konutta veya bölgede denetim altında bulunma, belirli yerlere gitmeme ya da belirli programlara katılma gibi yükümlülükler belirlenebilir.

Hükümlünün kendisine bildirilen sürelerde müdürlüğe başvurması ve belirlenen yükümlülüklere uyması gerekir. Yükümlülüklerin ihlal edilmesi, denetimli serbestlik kararının kaldırılmasına ve cezanın kalan bölümünün ceza infaz kurumunda infaz edilmesine neden olabilir.

Hak Kaybına Yol Açabilecek Yanlış Değerlendirmeler

İnfaz hukukunda yapılan en önemli hatalardan biri, sosyal medya paylaşımlarına veya genel haber başlıklarına dayanılarak tahliye tarihi hesaplanmasıdır.

Özellikle şu değerlendirmeler hak kaybı riski doğurabilir:

  • Yargı paketinin henüz yürürlüğe girmeden uygulanacağını düşünmek,
  • Suç tarihi yerine karar veya kesinleşme tarihini esas almak,
  • Bütün suçlarda koşullu salıverilme oranının yarı olduğunu kabul etmek,
  • Denetimli serbestliği cezanın tamamen sona ermesi olarak değerlendirmek,
  • 31 Temmuz 2023 düzenlemesinin bütün hükümlüleri kapsadığını sanmak,
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasındaki denetim süresi ile infaz hukukundaki denetimli serbestliği karıştırmak,
  • İnfaz savcılığının hazırladığı hesap belgesini kontrol etmemek,
  • Birden fazla mahkûmiyet kararının toplama ve mahsup etkisini göz ardı etmek,
  • Denetimli serbestlik müdürlüğünün çağrı ve yükümlülüklerine uymamak,
  • İnfaz hâkimliği kararlarına karşı kanuni süreler içinde başvuru yapmamak.

İnfaz hesabında hata bulunduğu düşünülüyorsa hesap belgesi, kesinleşmiş mahkûmiyet kararları, suç tarihleri, mahsup kayıtları ve varsa toplama kararı birlikte incelenmelidir. Sadece toplam ceza süresine bakılarak sağlıklı bir değerlendirme yapılması mümkün değildir.

Anayasa Mahkemesi İçtihadında Denetimli Serbestlik

Anayasa Mahkemesi, E.2013/133 ve K.2013/169 sayılı kararında 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesindeki bazı hükümlerin anayasal denetimini yapmış ve belirli düzenlemeler hakkında iptal kararı vermiştir. Karar, hükümlünün yeniden ceza infaz kurumuna alınması gibi kişi özgürlüğünü doğrudan etkileyen uygulamalarda açık kanuni dayanak, hukuki güvenlik ve anayasal güvencelerin önemini ortaya koymaktadır.

Yüksek Mahkemenin yaklaşımına göre denetimli serbestlik hükümlü bakımından sınırsız ve kazanılmış bir tahliye hakkı değildir. Bununla birlikte bu statünün kaldırılması veya özgürlüğün yeniden sınırlandırılması da keyfî değerlendirmelerle gerçekleştirilemez.

Yargıtay kararlarında da 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesindeki şartların birlikte bulunması gerektiği; iyi hâl, açık kuruma ayrılma durumu, koşullu salıverilmeye kalan süre ve infaz hâkimliği kararının denetimli serbestlik bakımından belirleyici olduğu görülmektedir.

Her Dosyada Neden Ayrı İnfaz Hesabı Yapılmalıdır?

İnfaz mevzuatı, zaman içinde yürürlüğe giren kanun değişiklikleri ve geçici maddeler nedeniyle oldukça teknik bir yapıya sahiptir. Aynı suçtan aynı süreyle cezalandırılan kişiler bakımından dahi suç tarihi, tekerrür durumu, tutukluluk süresi, iyi hâl değerlendirmesi ve başka ilamların bulunması nedeniyle farklı tahliye tarihleri ortaya çıkabilir.

Bu nedenle yalnızca cezanın kaç yıl olduğuna veya suçun genel adına bakılarak kesin bir tahliye tarihi verilmesi doğru değildir. Her dosyanın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerekir.

Özellikle aşağıdaki belgelerin birlikte incelenmesi önem taşır:

  • Kesinleşme şerhli mahkûmiyet kararı,
  • İddianame ve suç tarihi bilgileri,
  • İnfaz savcılığı hesap belgesi veya müddetname,
  • Tutukluluk ve gözaltı sürelerine ilişkin kayıtlar,
  • Varsa cezaların toplanmasına ilişkin karar,
  • Tekerrür uygulamasına ilişkin hüküm bölümü,
  • Ceza infaz kurumu iyi hâl ve disiplin kayıtları,
  • Denetimli serbestlik veya infaz hâkimliği kararları.

Hukuki sonucun somut olayın özelliklerine göre değişebileceği göz önünde bulundurulmadan yapılan hesaplamalar, hükümlü ve yakınları bakımından gerçekçi olmayan tahliye beklentileri doğurabilir.

İnfaz Dosyasının Hukuken İncelenmesi ve Başvuru Yolları

  1. Yargı Paketi üzerinden genel bir denetimli serbestlik veya şartlı tahliye beklentisi oluşturulması mevcut düzenlemeler bakımından isabetli değildir. Güncel durumda öncelikle hükümlünün hangi infaz rejimine tabi olduğu, 10. ve 11. Yargı Paketlerindeki geçici düzenlemelerden yararlanıp yararlanamayacağı ve 5275 sayılı Kanun’un 105/A ile 107. maddelerindeki koşulları taşıyıp taşımadığı belirlenmelidir.

İnfaz hesabında hata olduğu, suç tarihinin yanlış değerlendirildiği, mahsup sürelerinin eksik uygulandığı veya hükümlünün denetimli serbestlik şartlarını taşıdığı hâlde talebinin reddedildiği düşünülüyorsa infaz hâkimliği ve ilgili kanun yolu başvuruları somut dosyanın niteliğine göre değerlendirilmelidir.

İnfaz hukukunda yapılacak bir başvurunun gerekçesi, kullanılacak kanun yolu ve başvuru süresi dosyanın özelliklerine göre farklılık gösterebilir. Hak kaybı yaşamamak için kesinleşmiş kararların, infaz hesaplamalarının ve güncel mevzuatın birlikte incelenmesi; gerektiğinde profesyonel hukuki destek alınması önemlidir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.