12. Yargı Paketi Maddeleri: Yeni Düzenlemeler Hangi Dosyaları Etkiliyor?

12. Yargı Paketi Maddeleri: Yeni Düzenlemeler Hangi Dosyaları Etkiliyor?
  1. Yargı Paketi, 7589 sayılı Kanun adıyla 31 Temmuz 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmış ve büyük ölçüde yürürlüğe girmiştir. Düzenleme; hukuk davalarında belirsiz alacak sistemini, kanuni faiz hesabını, dolandırıcılıkta banka hesabı kullandıranların ceza sorumluluğunu, HAGB uygulamasını, tazminat hesaplarını, miras kalan taşınmazların satışını ve idari yargıdaki kanun yollarını değiştirmektedir. Kanun kapsamında genel af, toplu tahliye veya herkese uygulanabilecek bir infaz indirimi bulunmamaktadır.

Paketin kişilere ve devam eden davalara etkisi tek bir kurala göre belirlenemez. Bazı hükümler yalnızca 31 Temmuz 2026’dan sonra açılan davalara uygulanırken bazı hükümler bakımından olay tarihi, karar tarihi veya dosyanın kanun yolu aşaması belirleyici olmaktadır. Bu nedenle 12. Yargı Paketi maddeleri değerlendirilirken yürürlük ve geçiş hükümlerinin göz ardı edilmemesi gerekir.

12. Yargı Paketi Hakkında Öncelikle Bilinmesi Gerekenler

Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak adlandırılan düzenlemenin resmî adı, Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’dur. Kanun numarası 7589’dur.

Düzenlemenin temel çerçevesi şöyledir:

  • Kanun teklifi 22 Haziran 2026 tarihinde TBMM’ye sunulmuştur.
  • TBMM Genel Kurulunda 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilmiştir.
  • 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
  • Kanunun büyük bölümü 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
  • Üç düzenlemenin yürürlük tarihi 31 Ekim 2026 olarak belirlenmiştir.
  • Toplam 13 ayrı temel kanunda değişiklik yapılmıştır.
  • Düzenleme genel veya özel af niteliğinde değildir.
  1. Yargı Paketi bağımsız ve tek konulu yeni bir kanun oluşturmamaktadır. Mevcut kanunların belirli maddelerini değiştiren kapsamlı bir çerçeve kanun niteliğindedir. Dolayısıyla güncel hukuk kuralına ulaşılırken 7589 sayılı Kanun ile değiştirilen asıl kanun maddesinin birlikte incelenmesi gerekir.

Anayasa Mahkemesi Kararlarının Pakete Etkisi

Paketin önemli bir bölümü Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının ardından ortaya çıkan düzenleme ihtiyacına dayanmaktadır. Özellikle kanuni faiz, genetik inceleme sonuçlarının saklanması, HAGB, kaçak sanığın savunma hakkı, davaların birleştirilmesi ve istinaf mahkemesinin verdiği kararların temyiz edilebilirliği bu kapsamda ele alınmıştır.

Düzenlemelerin hukuki arka planında şu anayasal güvenceler bulunmaktadır:

  • Adil yargılanma ve mahkemeye erişim hakkı,
  • Kararın başka bir mahkeme tarafından denetlenmesini isteme hakkı,
  • Savunma hakkı,
  • Kişisel verilerin korunması,
  • Mülkiyet hakkı,
  • İşkence ve kötü muamele yasağı,
  • Kanuni hâkim ilkesi,
  • Makul sürede yargılanma hakkı.

Bu yönüyle 12. Yargı Paketi yalnızca yargılamayı hızlandırmaya ilişkin hükümler içermemekte; Anayasa Mahkemesi kararları nedeniyle yeniden düzenlenmesi gereken bazı usul güvencelerini de kapsamaktadır.

Alacak Davalarında Hangi Kurallar Değişti?

Belirsiz alacak davası yeni davalar bakımından kaldırıldı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası yürürlükten kaldırılmıştır.

Belirsiz alacak davası, davacının alacak miktarını dava tarihinde tam ve kesin olarak belirleyemediği durumlarda açılabiliyordu. Bu dava türünün en önemli sonuçlarından biri, zamanaşımının alacağın tamamı yönünden dava tarihinde kesilmesiydi.

31 Temmuz 2026 tarihinden sonra açılacak davalarda artık HMK m.107’ye dayanılarak belirsiz alacak davası açılamayacaktır. Bununla birlikte değişiklik geçmişte açılan davaları ortadan kaldırmamaktadır. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış belirsiz alacak davalarında önceki hükümlerin uygulanmasına devam edilir.

Bu ayrım özellikle şu uyuşmazlıklarda önemlidir:

  • İşçilik alacakları,
  • İş kazasından kaynaklanan tazminatlar,
  • Trafik kazası tazminatları,
  • Destekten yoksun kalma tazminatı,
  • Maluliyet ve iş gücü kaybı tazminatı,
  • Miktarı bilirkişi incelemesiyle belirlenebilen alacaklar,
  • Ticari defter ve kayıtların incelenmesini gerektiren ticari alacaklar.

Davanın yanlış türde açılması, hukuki yarar veya zamanaşımı yönünden tartışma doğurabilir. Bu nedenle yeni dönemde dava türünün belirlenmesi daha dikkatli bir ön inceleme gerektirecektir.

Kısmi dava açan tarafa özel talep artırım hakkı verildi

Belirsiz alacak davasının kaldırılmasıyla birlikte kısmi dava sisteminde davacıyı korumaya yönelik yeni bir yöntem kabul edilmiştir.

Alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği hâllerde davacı, aynı dava içinde ve bir defaya mahsus olmak üzere talep miktarını artırabilecektir. Bu işlem, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmayacaktır.

Talep artırımının temel şartları şunlardır:

  • Artırım aynı dava içinde yapılmalıdır.
  • Yalnızca bir defa kullanılabilir.
  • Tahkikat sona ermeden gerçekleştirilmelidir.
  • Gerekli dava harcı tamamlanmalıdır.
  • Artırılan kısım açık ve belirlenebilir olmalıdır.

Yeni düzenlemeye göre zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da ilk dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır. Böylece bilirkişi raporu beklenirken bakiye alacağın zamanaşımına uğraması riskinin azaltılması amaçlanmıştır.

Ancak bu hak sınırsız değildir. Talep artırımının yanlış miktarda yapılması veya tahkikat sona erdikten sonra ileri sürülmesi, kalan alacağın aynı davada talep edilememesine yol açabilir. Ayrıca talep artırımı ile ıslah kurumunun hangi durumlarda kullanılacağı somut dosyaya göre değerlendirilmelidir.

Kanuni Faiz Nasıl Hesaplanacak?

  1. Yargı Paketi ile 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un birinci maddesi değiştirilmiştir. Kanuni faiz, ekonomik koşullardan bağımsız sabit bir oran olmaktan çıkarılarak TCMB reeskont oranıyla bağlantılı hâle getirilmiştir.

Türk Borçlar Kanunu veya Türk Ticaret Kanunu gereğince faiz ödenmesi gereken fakat faiz oranının sözleşmeyle belirlenmediği hâllerde uygulanacak oran şu şekilde hesaplanacaktır:

  • Önceki yılın 31 Aralık gününde geçerli olan kısa vadeli reeskont oranının yüzde 80’i esas alınır.
  • Reeskont oranı 30 Haziran tarihinde en az beş puan değişmişse yılın ikinci yarısı için 30 Haziran oranının yüzde 80’i uygulanır.

Bu sistem, kanuni faiz oranının yıl içinde değişebilmesine imkân vermektedir. Bununla birlikte her alacak için doğrudan aynı faiz türünün uygulanacağı düşünülmemelidir.

Bir dosyada öncelikle şu hususlar belirlenmelidir:

  1. Alacak sözleşmeden mi, haksız fiilden mi doğmaktadır?
  2. Taraflar faiz oranını sözleşmeyle belirlemiş midir?
  3. Uyuşmazlık ticari iş niteliğinde midir?
  4. Temerrüt hangi tarihte gerçekleşmiştir?
  5. Özel kanunda farklı bir faiz hükmü var mıdır?
  6. Faizin hangi dönemler için hesaplanması gerekir?

Kanuni faiz, sözleşme faizi, temerrüt faizi ve ticari işlerde uygulanan özel faiz oranları birbirinden farklı hukuki kavramlardır. Yanlış faiz türüyle talepte bulunulması, hükmedilecek tutarın azalmasına veya talebin kısmen reddedilmesine neden olabilir.

Tazminat Davalarında Faiz Başlangıcı Değişti

Çalışma gücünün azalması veya kaybedilmesi ile destekten yoksun kalma nedeniyle istenen tazminatlarda faiz hesabı yeniden düzenlenmiştir.

Tazminat hesapları genellikle iki döneme ayrılır:

  • Zarar görenin veya desteğin kazancının bilindiği dönem,
  • Geleceğe yönelik kazancın kesin olarak bilinemediği dönem.

Yeni düzenlemeye göre kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminata haksız fiil veya zarar doğuran olay tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanacaktır. Geleceğe yönelik ve kazancın bilinemediği dönem için hesaplanan tazminata ise karar tarihinden itibaren faiz işletilecektir.

Bu değişiklik özellikle şu dosyalarda önem taşımaktadır:

  • Ölümlü trafik kazaları,
  • Yaralanmalı trafik kazaları,
  • İş kazaları,
  • Meslek hastalıkları,
  • Hatalı tıbbi müdahale iddiaları,
  • Bedensel zarara neden olan diğer haksız fiiller.

Dava açılmadan veya tahkikat başlamadan önce yapılan ödemeler de ödeme tarihindeki toplam zarara göre oransal olarak mahsup edilecektir.

Yeni hesaplama yöntemi yalnızca 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra meydana gelen haksız fiil veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Olay bu tarihten önce gerçekleşmişse önceki hükümlerin uygulanmasına devam edilecektir.

Banka Hesabını Kullandıranların Ceza Sorumluluğu Değişti

TCK m.158’e eklenen yeni fıkrayla dolandırıcılık suçlarında banka hesabı, kart veya ödeme aracını kullandıran bazı kişiler bakımından ceza indirimi getirilmiştir.

Düzenleme şu araçları kapsamaktadır:

  • Banka hesapları,
  • Kredi veya banka kartları,
  • Ödeme hizmeti sağlayıcısı hesapları,
  • Aracı kurum hesapları,
  • Kripto varlık hizmet sağlayıcısı hesapları,
  • Bu hesapların kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçlar.

Bir kişinin dolandırıcılık suçuna iştiraki yalnızca bu bilgi veya araçları başkasına vermekten ibaretse verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.

Ceza indirimi hangi durumlarda uygulanabilir?

İndirim bakımından yalnızca hesabın kime ait olduğu belirleyici değildir. Kişinin suçtaki rolünün sınırları ortaya konulmalıdır.

Örneğin şu hususlar incelenebilir:

  • Hesabın hangi amaçla verildiğinin bilinip bilinmediği,
  • Hesap sahibinin dolandırıcılık planından haberdar olup olmadığı,
  • Para transferlerinin kim tarafından yönetildiği,
  • Hesaba gelen paranın kim tarafından çekildiği,
  • Hesap sahibinin mağdurla iletişim kurup kurmadığı,
  • Başka hesaplara veya kripto varlıklara aktarım yapılıp yapılmadığı,
  • Hesap sahibinin bir menfaat elde edip etmediği,
  • Telefon, mesaj, cihaz ve IP kayıtlarının ne gösterdiği.

Kişinin suçun icrasında daha geniş bir rol üstlendiğinin tespit edilmesi durumunda, iştirakin yalnızca hesap kullandırma fiiliyle sınırlı olduğundan söz edilemeyebilir.

Düzenleme beraat veya otomatik tahliye anlamına gelir mi?

Yeni hüküm bir hukuka uygunluk nedeni değildir. Dolayısıyla şartların bulunması hâlinde suç ortadan kalkmamakta, verilecek cezada yarı oranında indirim yapılmaktadır.

Kanunun yürürlüğe girmesinden önce hüküm verilmiş dosyalarda da kişinin durumuna göre lehe kanun değerlendirmesi yapılabilir. Kanun yolu incelemesindeki bazı dosyaların ilk derece mahkemesine gönderilmesi öngörülmüştür.

İnfaz aşamasındaki hükümlüler yönünden ise özel bir etkin pişmanlık imkânı tanınmıştır. Daha önce TCK m.168 uygulanmamışsa ve yeni hüküm kapsamına giriliyorsa mağdurun zararı, mahkemenin ihtarından itibaren altı ay içinde tamamen giderilerek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılması mümkün olabilir.

Zarar tamamen karşılanmadan yalnızca bu düzenlemeye dayanılarak infazın durdurulması veya ertelenmesi mümkün değildir.

HAGB Uygulamasında Neler Değişti?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 12. Yargı Paketi ile kaldırılmamış; Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri dikkate alınarak yeniden düzenlenmiştir.

Mahkeme, sanık hakkında iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezasına hükmettiğinde diğer şartların da bulunması hâlinde HAGB kararı verebilir.

HAGB için genel olarak:

  • Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması,
  • Yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkemede kanaat oluşması,
  • Suç nedeniyle meydana gelen zararın giderilmesi

gerekmektedir.

Zararın hemen giderilememesi hâlinde denetim süresi içinde aylık taksitlerle ödenmesi koşuluyla da HAGB kararı verilebilir.

HAGB kararı verilen kişi beş yıllık denetim süresine tabi tutulur. Bu dönemde kasten yeni bir suç işlenmemesi ve belirlenen yükümlülüklere uyulması hâlinde açıklanması geri bırakılan hüküm kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir.

Bazı suçlarda HAGB uygulanamayacak

Yeni düzenleme uyarınca HAGB;

  • İşkence,
  • Eziyet,
  • Kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlar

hakkında uygulanamayacaktır.

İstisna bütün kamu görevlisi suçlarını kapsamamaktadır. Fiilin görevin yerine getirilmesi nedeniyle işlenmesi ve kötü muamele niteliği taşıması gerekir.

HAGB kararına karşı istinaf başvurusu

Kanunda belirtilen kesinlik sınırları saklı kalmak üzere HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf incelemesinde karar yalnızca HAGB’nin şekli koşulları yönünden değil, mahkûmiyet hükmünün usul ve esas bakımından hukuka uygunluğu açısından da değerlendirilebilir.

Denetim süresinde yükümlülüklerin ihlal edilmesi veya kasten yeni suç işlenmesi nedeniyle hükmün açıklanması hâlinde ise farklı ve sınırlı bir itiraz incelemesi söz konusu olabilir. Başvurulacak kanun yolunun kararın niteliğine göre belirlenmesi gerekir.

Genetik Verilerin Saklanması İçin Süre ve Güvence Getirildi

Ceza soruşturması veya kovuşturmasında elde edilen moleküler genetik inceleme sonuçlarının nasıl saklanacağı ve ne zaman imha edileceği CMK m.80’de yeniden düzenlenmiştir.

Genetik inceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılarak özel bir sisteme kaydedilecektir.

Bilgilerin derhâl imha edileceği başlıca durumlar şunlardır:

  • Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması,
  • Kovuşturmaya yer olmadığı kararına yapılan itirazın reddedilmesi,
  • Beraat kararının kesinleşmesi,
  • Ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi.

Diğer hâllerde genetik bilgiler, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren 20 yıl sonra Cumhuriyet savcısı huzurunda yok edilecektir.

Verisi kaydedilen kişi, saklama amacının ortadan kalktığını veya haklı bir neden bulunduğunu ileri sürerek hâkim veya mahkemeden verilerin daha önce silinmesini isteyebilir.

Kaçak Sanığın Yargılanması ve Savunma Hakkı

Kaçak sanık hakkında kovuşturma yürütülebilir. Ancak sanığın daha önce sorgusu yapılmamışsa mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.

Sanığın yokluğunda güvenlik tedbirine karar verilmesi durumunda sanık veya müdafii, savunma hakkını kullanmak istediğini bildirerek yargılamanın yenilenmesini talep edebilir.

Bu düzenleme sanığın yargılamaya katılmamasını sonuçsuz bırakmamakta; buna karşılık kişinin savunması alınmadan hakkında kesin ve geri dönülemez nitelikte bir ceza hükmü kurulmasını sınırlamaktadır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

CMK m.308’de yapılan değişiklikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Ceza Genel Kuruluna itiraz yetkisinin kapsamı genişletilmiştir.

Yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları dışındaki Yargıtay ceza dairesi kararlarına karşı itiraz edilebilir. İtiraz süresi dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tesliminden itibaren üç aydır. Sanık lehine yapılacak itirazlarda herhangi bir süre bulunmamaktadır.

Sanık, sanık adına kanun yoluna başvurabilecek kişiler, katılan ve suçtan zarar görenler Başsavcılıktan bu yetkinin kullanılmasını isteyebilir. Ancak yapılan istem, Başsavcılığın Ceza Genel Kuruluna mutlaka itiraz edeceği anlamına gelmez.

Bu yol olağan istinaf veya temyizin yerine geçen yeni bir kanun yolu değildir. Olağanüstü nitelikte olduğu için başvurunun kapsamı ve gerekçesi dosyanın özelliklerine göre hazırlanmalıdır.

Mirasçılar Arasındaki Taşınmaz Satışında Yeni Usul

Tüm maliklerin taşınmazı miras yoluyla edindiği ve mirasçılar dışında üçüncü bir kişinin mülkiyet hakkının bulunmadığı durumlarda, ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilirse ilk açık artırma yalnızca malik mirasçılar arasında yapılacaktır.

Özel artırma usulü bir defa uygulanır. İlk artırmada satış gerçekleşmezse ikinci artırma genel usule göre herkese açık biçimde yapılabilir.

Yeni sistemin uygulanabilmesi için iki temel koşul birlikte bulunmalıdır:

  1. Taşınmazdaki bütün paylar miras yoluyla kazanılmış olmalıdır.
  2. Mirasçılar dışında üçüncü bir kişi taşınmazda pay sahibi olmamalıdır.

Mirasçılardan birinin payını satış veya bağış yoluyla üçüncü kişiye devretmesi durumunda özel artırma usulünün uygulanma şartları ortadan kalkabilir.

En yüksek teklifi verdiği hâlde ihale bedelini süresinde yatırmayan kişi teminatını kaybedebilir. Ayrıca teklif bedelinin yüzde 5’i oranında idari para cezası uygulanması ve satış masraflarının ilgili kişiye yüklenmesi mümkündür.

31 Temmuz 2026’dan önce ilan edilmiş açık artırmalarda eski hükümlerin uygulanmasına devam edilecektir.

Vesayet Altındaki Kişilerin Malları Elektronik Ortamda Satılacak

Vesayet altındaki kişilere ait taşınır ve taşınmazların satışı UYAP’a entegre elektronik satış portalına taşınmaktadır.

Taşınırların satışı vesayet makamının talimatına göre elektronik açık artırmayla gerçekleştirilecektir. Taşınmaz satışında ise elektronik ihale, vesayet makamının onayıyla tamamlanacaktır. Onama kararının ihale gününden itibaren 10 gün içinde verilmesi gerekir.

Bu hükümler 31 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu tarihten önce ilan edilen satışlarda eski usul uygulanmaya devam edecektir.

İdari Davalarda Tek Hâkim Uygulaması Genişledi

İdare mahkemeleri kural olarak heyet hâlinde çalışmakla birlikte, 12. Yargı Paketi ile tek hâkim tarafından karara bağlanabilecek davaların kapsamı genişletilmiştir.

2026 yılı bakımından konusu 486.000 TL’yi aşmayan iptal ve tam yargı davaları, düzenleyici işlemlere karşı açılanlar hariç olmak üzere tek hâkim tarafından görülecektir.

Ayrıca şu uyuşmazlıklar da tek hâkim kapsamına alınmıştır:

  • Uzaklaştırma veya okuldan ilişik kesme sonucu doğurmayan öğrenci disiplin cezaları,
  • Sınıf geçme ve not tespiti işlemleri,
  • Öğrenci yurdu, kredi ve burs işlemleri,
  • Kamu görevlilerinin geçici görevlendirilmesi,
  • Yolluk, lojman ve izin uyuşmazlıkları,
  • Kamu görevlilerine verilen uyarma cezaları,
  • Mesleki faaliyeti engellemeyen meslek kuruluşu disiplin cezaları,
  • 65 yaş aylığından kaynaklanan davalar.

Yeni tek hâkim düzenlemesi 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra açılan davalar için uygulanacaktır.

İdari Yargıda İstinaf ve Temyiz Düzeni

Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını sonuç itibarıyla doğru bulduğu hâlde gerekçeyi eksik veya yanlış bulursa gerekçeyi değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebilir. Karardaki maddi hataların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi de yapabilir.

Bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak yeniden hüküm kurduğu bazı davalarda Danıştaya temyiz imkânı tanınmıştır. Bununla birlikte şu kararlar bakımından temyiz yolu sınırlı tutulmuştur:

  • Tek hâkimle görülen davalar,
  • Kanunda özel olarak temyiz dışında bırakılan uyuşmazlıklar,
  • Belirli parasal sınırların altında kalan kararlar,
  • Sadece vekâlet ücreti veya yargılama giderine ilişkin kararlar.

Yeni temyiz hükümleri, 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra bölge idare mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında uygulanır.

Hukuk Yargılamasında Duruşma ve Kanun Yolu Düzeni

Hukuk davalarında birbirini izleyen duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç ayı geçemeyecektir. Bilirkişi incelemesinin uzaması veya başka yerde işlem yapılması gibi zorunlu durumlarda hâkim, gerekçesini belirterek daha uzun süre belirleyebilir.

Bu hüküm davanın üç ayda tamamlanacağı anlamına gelmez. Yalnızca duruşmaların gereksiz şekilde uzun aralıklarla ertelenmesini sınırlamaktadır.

Uzaktan duruşmaya katılan kişiler bakımından elle imza şartını kaldıran hüküm ise 31 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir. İkrar, yemin, davadan feragat, davayı kabul, geri almaya muvafakat ve sulh gibi doğrudan hak kaybı doğurabilecek işlemler bu kapsamın dışındadır.

Davaların birleştirilmesine karşı müstakil istinaf yolu açılmış; istinaf mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak yeniden verdiği bazı kararlar bakımından temyiz imkânı yeniden düzenlenmiştir.

Noterlik ve Yargı Teşkilatını İlgilendiren Değişiklikler

Noterlik evrakının mahkeme, sulh ceza hâkimliği, Cumhuriyet başsavcılığı ve yetkili resmî dairelere elektronik ortamda iletilebilmesine imkân tanınmıştır. Güvenli elektronik imzayla oluşturulan onaylı örnekler ilgili mercilere gönderilebilecektir.

Danıştayın daire sayısının azaltılması için öngörülen süre 23 Temmuz 2030 tarihine kadar uzatılmıştır.

Adli Tıp Kurumu ihtisas kurulu başkan ve üyeleri için tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da ilgili alanda doktora derecesi şartı getirilmiştir. Belirli kurul ve birim başkanlıklarının görev süresi dört yıl olarak düzenlenmiştir.

Hâkim ve savcı yardımcılarının eğitim ve sınav esasları kanun düzeyinde ayrıntılandırılmıştır. Mesleki hukuki bilgiyle çözülebilecek bir konuda gereksiz şekilde bilirkişiye başvurulması ise uyarma cezası gerektiren disiplin fiilleri arasına eklenmiştir.

12. Yargı Paketinde Hangi Düzenlemeler Yok?

  1. Yargı Paketi hakkında teklif aşamasında yayımlanan bilgilerle nihai kanun metni arasında farklılık bulunmaktadır. Bu nedenle yalnızca taslak metinlerden hareket edilmemelidir.

Yayımlanan nihai kanunda:

  • Genel af bulunmamaktadır.
  • Toplu infaz indirimi bulunmamaktadır.
  • Denetimli serbestlik süresini herkes için genişleten bir hüküm yoktur.
  • Otomatik tahliye düzenlemesi yoktur.
  • HAGB kaldırılmamıştır.
  • Banka hesabını kullandıran herkes için beraat hükmü getirilmemiştir.

Teklifte yer alan, idare aleyhine hükmedilen para ile vekâlet ücreti ve yargılama giderleri için icra takibinden önce idareye başvurma zorunluluğu nihai kanundan çıkarılmıştır.

Bilgisayarlarda arama, kopyalama ve elkoyma sonucu elde edilen verilerin saklanmasına ilişkin CMK m.134 değişikliği de TBMM Genel Kurulunda kabul edilen nihai metinde yer almamıştır.

Hangi Tarihin Esas Alınacağı Nasıl Belirlenir?

  1. Yargı Paketi’nin bir dosyaya uygulanıp uygulanmayacağı bakımından tek bir tarih bulunmamaktadır.
Değişikliğin konusuEsas alınacak tarih
Genel yürürlük31 Temmuz 2026
Danıştayın yapısına ilişkin hüküm23 Temmuz 2026’dan geçerli
Yeni belirsiz alacak davası açılamaması31 Temmuz 2026 sonrası davalar
Mevcut belirsiz alacak davalarıEski hüküm uygulanmaya devam eder
Tek hâkimle görülecek idari davalar31 Temmuz 2026 sonrası açılan davalar
İdari yargıda yeni temyiz kuralları31 Temmuz 2026 sonrası verilen bölge idare mahkemesi kararları
Yeni tazminat hesabı31 Temmuz 2026 sonrası meydana gelen olaylar
Önceden ilan edilen icra satışlarıEski hükümler uygulanır
Vesayet mallarının elektronik satışı31 Ekim 2026
Uzaktan duruşmada imza düzenlemesi31 Ekim 2026

Ceza hukuku bakımından sanık lehine olan kanunun geçmişe uygulanması ilkesi ayrıca dikkate alınır. Ancak lehe kanun karşılaştırması, yalnızca tek bir ceza indirimine bakılarak değil, eski ve yeni düzenlemelerin bütün sonuçları değerlendirilerek yapılmalıdır.

Yeni Düzenlemelerde Hak Kaybına Yol Açabilecek Noktalar

  1. Yargı Paketi’nin yürürlüğe girmesi, devam eden bütün dosyaların kendiliğinden yeniden inceleneceği anlamına gelmez. Bazı durumlarda tarafın veya müdafiin açık bir talepte bulunması gerekebilir.

Özellikle şu hususlara dikkat edilmelidir:

  • Kısmi davada talep artırımı tahkikat sona ermeden yapılmalıdır.
  • Talep artırımı bir defaya mahsus olduğundan miktar dikkatli hesaplanmalıdır.
  • Gerekli harç süresinde tamamlanmalıdır.
  • Dolandırıcılık dosyalarında hesabın hangi amaçla verildiğini gösteren kayıtlar korunmalıdır.
  • Mağdur zararının giderilmesine ilişkin ödeme belgeleri dosyaya sunulmalıdır.
  • HAGB kararına karşı doğru kanun yoluna süresinde başvurulmalıdır.
  • İdari davada tek hâkim ve temyiz kuralları dava ile karar tarihine göre belirlenmelidir.
  • İcra satışlarında ilanın yürürlükten önce mi sonra mı yapıldığı kontrol edilmelidir.
  • Tazminat dosyalarında olay tarihi ile faiz başlangıcı birbirinden ayrılmalıdır.

Yeni kanunun yayımlanması, işlemekte olan dava, itiraz, istinaf veya temyiz sürelerini kendiliğinden durdurmaz. Tebliğ edilen karar karşısında kanun yolu süresinin geçirilmesi, sonradan yeni düzenlemeye dayanılmasını güçleştirebilir.

12. Yargı Paketinin Dosyaya Etkisi Nasıl Değerlendirilmelidir?

  1. Yargı Paketi farklı hukuk alanlarına ilişkin çok sayıda değişiklik içerdiğinden, yalnızca kanunun genel özetine bakılarak kesin bir hukuki sonuca ulaşılması mümkün değildir.

Örneğin banka hesabını kullandıran iki kişi hakkında yapılan değerlendirme; tarafların iletişimine, para hareketlerine ve suç planındaki rollerine göre farklılaşabilir. Benzer şekilde aynı tür tazminat davasında olayın 31 Temmuz 2026’dan önce veya sonra meydana gelmesi, uygulanacak faiz yöntemini değiştirebilir.

Bir dosyanın yeni hükümlerden etkilenip etkilenmediği belirlenirken şu incelemelerin yapılması gerekir:

  1. Uyuşmazlığın hukuki niteliği belirlenmelidir.
  2. İlgili eski ve yeni kanun hükümleri karşılaştırılmalıdır.
  3. Yürürlük ve geçiş maddeleri incelenmelidir.
  4. Dava, olay, karar ve tebliğ tarihleri tespit edilmelidir.
  5. Başvuru sürelerinin devam edip etmediği kontrol edilmelidir.
  6. Yeni hükmün uygulanması için talep gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir.
  7. İddia ve savunmayı destekleyen deliller korunmalıdır.

Her dosyanın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerekir. Hukuki sonuç; olayın gerçekleşme biçimine, dosyanın bulunduğu aşamaya, delillere ve yürürlük hükümlerine göre değişebilir. Hak kaybı yaşamamak, süresinde ve doğru kanun yoluna başvurmak ve yeni düzenlemenin dosyaya etkisini belirlemek için profesyonel hukuki destek alınması önem taşımaktadır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.