Müstehcenlik Suçu ve Cezası: TCK 226 Kapsamında Hukuki Değerlendirme

18.05.2026
32
Müstehcenlik Suçu ve Cezası: TCK 226 Kapsamında Hukuki Değerlendirme

Müstehcenlik suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesinde “Genel Ahlaka Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenen, özellikle çocukların korunması, dijital içeriklerin hukuka uygun değerlendirilmesi ve toplum düzeninin korunması bakımından ciddi sonuçlar doğurabilen bir suç tipidir. Uygulamada bu suç çoğu zaman telefon, bilgisayar, sosyal medya hesabı, mesajlaşma uygulaması, internet paylaşımı, NCMEC/CyberTipline bildirimi veya dijital materyal incelemesi üzerinden gündeme gelir. Bu nedenle müstehcenlik suçu yalnızca içerik değerlendirmesinden ibaret değildir; delilin elde ediliş şekli, görüntünün niteliği, içerikte çocuk bulunup bulunmadığı, yayma kastı, depolama veya bulundurma iradesi ve bilirkişi raporunun yeterliliği birlikte incelenmelidir.

TCK 226 kapsamında yapılan her değerlendirme somut olayın özelliklerine göre değişir. Aynı dijital dosyanın bir cihazda bulunması, her zaman bilinçli depolama anlamına gelmeyebilir; aynı şekilde bir içeriğin internette yer alması da mutlaka sanık tarafından üretildiğini göstermez. Bu nedenle müstehcenlik soruşturmalarında doğru hukuki nitelendirme, teknik delil analizi ve savunmanın ilk aşamadan itibaren dikkatle kurulması büyük önem taşır.

Müstehcenlik Suçu Nedir?

Müstehcenlik suçu; müstehcen görüntü, yazı, ses veya sözleri içeren ürünlerin çocuklara verilmesi, çocukların görebileceği şekilde sergilenmesi, satışa sunulması, reklamının yapılması, basın-yayın yoluyla paylaşılması, çocukların kullanıldığı içeriklerin üretilmesi, depolanması, bulundurulması veya başkalarının kullanımına sunulması gibi seçimlik hareketlerle işlenebilir.

TCK 226’da yer alan düzenleme tek bir fiilden oluşmaz. Kanun, farklı ağırlıkta birden fazla eylemi ayrı fıkralar halinde düzenlemiştir. Özellikle TCK 226/3 ve TCK 226/5 hükümleri, çocukların kullanıldığı müstehcen içerikler bakımından daha ağır yaptırımlar öngörmektedir. Kanun metninde TCK 226/3 kapsamında çocuklar, temsili çocuk görüntüleri veya çocuk gibi görünen kişilerin müstehcen ürünlerin üretiminde kullanılmasını ayrıca suç sayılmıştır.

TCK 226 Kapsamında Suç Sayılan Fiiller

TCK 226’ya göre müstehcenlik suçu, olayın niteliğine göre farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Bunların başında bir çocuğa müstehcen içerik verilmesi, gösterilmesi, okutulması veya dinletilmesi gelir. Ayrıca bu içeriklerin çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde alenen sergilenmesi, satışa veya kiraya sunulması, satışa özgü yerler dışında satılması, başka ürün veya hizmetlerle birlikte bedelsiz dağıtılması ya da reklamının yapılması da suç kapsamında değerlendirilir. Bu fiiller bakımından kanun altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörmektedir.

Müstehcen görüntü, yazı veya sözlerin basın ve yayın yoluyla yayınlanması veya yayınlanmasına aracılık edilmesi halinde ceza daha farklıdır. Bu durumda altı aydan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası gündeme gelir. İnternet, sosyal medya, web sitesi, forum, mesajlaşma platformları ve dijital yayın kanalları bu başlık altında ayrıca değerlendirilmelidir; ancak her internet kullanımı otomatik olarak “belirsiz sayıda kişiye yayın” anlamına gelmez.

Çocukların kullanıldığı müstehcen içerikler bakımından TCK 226/3 daha ağır bir düzenleme getirir. Bu tür içeriklerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanan kişi hakkında beş yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası uygulanabilir. Bu ürünleri ülkeye sokma, çoğaltma, satışa arz etme, satma, nakletme, depolama, ihraç etme, bulundurma veya başkalarının kullanımına sunma fiilleri ise iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile yaptırıma bağlanmıştır.

TCK 226/4 ise şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünleri konu alır. Bu fıkrada yer alan fiiller bakımından bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür. Ancak “doğal olmayan yol” kavramı Yargıtay içtihatlarında dar yorumlanmakta; her cinsel içerik veya toplumun bir kısmı tarafından rahatsız edici görülebilecek her görüntü bu kapsamda kabul edilmemektedir.

Müstehcenlik Suçunun Cezası

TCK 226 KapsamıFiilCeza
TCK 226/1Çocuğa müstehcen içerik verme/gösterme, çocukların görebileceği şekilde sergileme, satış, dağıtım veya reklam6 ay – 2 yıl hapis ve adli para cezası
TCK 226/2Müstehcen içeriği basın ve yayın yoluyla yayınlama veya yayına aracılık etme6 ay – 3 yıl hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası
TCK 226/3 ilk cümleÇocukların, temsili çocuk görüntülerinin veya çocuk gibi görünen kişilerin müstehcen ürün üretiminde kullanılması5 yıl – 10 yıl hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası
TCK 226/3 ikinci cümleBu ürünleri ülkeye sokma, çoğaltma, satma, nakletme, depolama, bulundurma veya kullanıma sunma2 yıl – 5 yıl hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası
TCK 226/4Şiddet, hayvan, ölü beden veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin ürünler1 yıl – 4 yıl hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası
TCK 226/5TCK 226/3 ve 226/4 kapsamındaki ürünlerin basın-yayın yoluyla yayınlanması, yayına aracılık edilmesi veya çocukların görmesinin/dinlemesinin/okumasının sağlanması6 yıl – 10 yıl hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası

Kanun, bilimsel eserler ile çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla sanatsal ve edebi değeri olan eserler bakımından istisna öngörmektedir. Ancak bu istisna TCK 226/3 bakımından uygulanmaz. Başka bir ifadeyle çocukların kullanıldığı müstehcen içerikler bakımından “sanatsal değer” savunması kanun metni gereği sınırlı şekilde değerlendirilir.

Çocukların Kullanıldığı Müstehcen İçerikler

Müstehcenlik suçunda en ağır değerlendirme alanlarından biri çocukların kullanıldığı içeriklerdir. Uygulamada bu konu “çocuk pornografisi” şeklinde anılsa da Türk Ceza Kanunu’ndaki teknik düzenleme “müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukların kullanılması” şeklindedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.03.2015 tarihli, 2014/603 E., 2015/66 K. sayılı kararında, TCK 226/3 kapsamında iki ayrı suç tipine dikkat çekilmiştir: Birincisi, müstehcen ürünlerin üretiminde çocukların kullanılması; ikincisi ise bu ürünlerin ülkeye sokulması, çoğaltılması, satışa arzı, satışı, nakli, depolanması, ihracı, bulundurulması veya başkalarının kullanımına sunulmasıdır. Kararda ayrıca “üretmek” kavramının yalnızca profesyonel üretim anlamına gelmediği; oluşturmak, meydana getirmek veya kaydetmek gibi fiilleri de kapsayabileceği belirtilmiştir.

Bu suç tipinde çocuğun rızasının bulunması, ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu aynı kararında, çocuğun kendi rızasıyla görüntü vermesinin veya görüntünün bireysel amaçla oluşturulmasının suçun oluşumuna engel olmayabileceğini ifade etmiştir. Bu nedenle çocukların yer aldığı görüntüler bakımından “rıza”, “özel ilişki”, “paylaşılmadı” veya “tek kişide kaldı” şeklindeki açıklamalar tek başına yeterli bir savunma oluşturmaz; dosyanın teknik ve hukuki yönleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Dijital Ortamda Müstehcenlik Suçu

Günümüzde müstehcenlik suçlarının önemli bir bölümü dijital deliller üzerinden soruşturulmaktadır. Telefon, bilgisayar, tablet, harici disk, bulut hesabı, sosyal medya hesabı, WhatsApp, Telegram, Instagram, X, e-posta, tarayıcı geçmişi ve otomatik indirilen medya dosyaları bu dosyalarda sıkça incelenir.

Dijital dosyalarda temel sorun, cihazda bulunan her verinin sanığın bilinçli ve iradi hareketiyle elde edildiğinin varsayılamamasıdır. Bir dosyanın hangi uygulamadan geldiği, otomatik indirme ile mi cihaza kaydedildiği, kullanıcı tarafından açılıp açılmadığı, tasnif edilip edilmediği, yeniden kullanılıp kullanılmadığı, başka kişilere gönderilip gönderilmediği, silinip silinmediği ve dosyanın hash değerleri teknik olarak incelenmelidir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 11.12.2023 tarihli, 2023/1096 E., 2023/5504 K. sayılı kararında; internet sitesi ziyareti veya uygulama kullanımı sırasında sistem dosyasına otomatik ve geçici şekilde kaydedilen veriler bakımından, iradi olmayan bu işlem nedeniyle kural olarak depolama veya bulundurma kastından söz edilemeyeceği vurgulanmıştır. Aynı kararda, görüntülerdeki kişilerin 18 yaşından küçük olup olmadığının da tereddüde yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Bu nedenle özellikle WhatsApp, Telegram veya benzeri uygulamalardan otomatik indirilen dosyalar bakımından savunma; “dosya cihazda çıktı” cümlesiyle sınırlı ele alınamaz. Dosyanın teknik oluşum süreci, kullanıcının kastı, kayıt yeri, görüntülenme durumu, paylaşım geçmişi ve adli bilişim raporunun yeterliliği birlikte değerlendirilmelidir.

Bulundurma, Depolama ve Yayma Arasındaki Fark

TCK 226 dosyalarında en çok karıştırılan konulardan biri “bulundurma”, “depolama” ve “yayma” ayrımıdır. Bulundurma, suç konusu ürün üzerinde fiili hâkimiyet kurulması anlamına gelebilir. Depolama ise genellikle verinin saklanması, biriktirilmesi veya ileride kullanılmak üzere tutulmasıyla ilişkilidir. Yayma ise içeriğin başkalarının erişimine sunulmasıdır.

Bu ayrım özellikle ceza miktarını etkiler. Örneğin çocukların kullanıldığı bir içeriğin yalnızca cihazda bulunması ile aynı içeriğin belirsiz sayıda kişinin erişebileceği şekilde internette yayınlanması aynı hukuki sonucu doğurmaz. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 11.03.2021 tarihli, 2020/15644 E., 2021/9009 K. sayılı kararında; TCK 226/5 kapsamında değerlendirme yapılabilmesi için internet ortamındaki içeriğe belirsiz sayıda kişinin ulaşma imkânı bulunup bulunmadığının uzman bilirkişilerce incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Kararda ayrıca, görüntünün sanık tarafından üretildiği gösterilmeden TCK 226/3’ün ilk cümlesiyle hüküm kurulmasının hatalı olabileceği ifade edilmiştir.

Bu içtihat, sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden yürüyen dosyalar açısından önemlidir. Çünkü kapalı bir gruba, belirli bir kişiye veya bireysel mesaj yoluyla gönderilen içerik ile herkese açık platformda yayınlanan içerik aynı şekilde değerlendirilmez. Dosyanın hangi platformda, hangi gizlilik ayarıyla, kaç kişiye ve ne şekilde ulaştığı teknik olarak ortaya konulmalıdır.

“Doğal Olmayan Yol” Kavramı ve Yargıtay’ın Yaklaşımı

TCK 226/4’te yer alan “doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranış” kavramı uygulamada tartışmalı bir alandır. Her cinsel içerik, her farklı cinsel davranış veya toplumun bir kesimi tarafından aykırı görülen her görüntü bu fıkra kapsamında kabul edilemez.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.06.2020 tarihli, 2018/461 E., 2020/323 K. sayılı kararında bu kavram dar yorumlanmıştır. Kararda cinselliğin hangi halinin doğal veya normal olduğunun zamana, topluma ve bireylere göre değişebileceği; yalnızca bazı kişilerin rahatsızlık duymasının TCK 226/4 bakımından yeterli olmayacağı vurgulanmıştır. Yargıtay, bu kavramın insan onurunu zedeleyen, aşağılayıcı veya toplumun geneli tarafından doğal kabul edilmesi mümkün olmayan ağır nitelikteki davranışlar bakımından değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Bu nedenle bilirkişi raporunda yalnızca “müstehcen içerik vardır” denilmesi her zaman yeterli değildir. İçeriğin TCK 226/1, 226/2, 226/3, 226/4 veya 226/5 kapsamında hangi fıkraya girdiği somut ve denetlenebilir şekilde açıklanmalıdır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 04.03.2021 tarihli, 2020/16719 E., 2021/7830 K. sayılı kararında da ele geçirilen materyallerin çocukların kullanılıp kullanılmadığı, şiddet veya TCK 226/4 kapsamındaki unsurları içerip içermediği yönünden açıkça saptanması gerektiği belirtilmiştir.

Müstehcenlik Suçunda Deliller ve Bilirkişi İncelemesi

Müstehcenlik dosyalarında bilirkişi raporu çoğu zaman dosyanın merkezinde yer alır. Ancak bilirkişi raporunun yalnızca içerik listesi sunması yeterli değildir. Rapor; dosyanın kaynağını, kayıt yerini, oluşturulma tarihini, son erişim tarihini, silinme veya geri getirilme durumunu, otomatik indirme ihtimalini, hash değerlerini, dosyanın özgünlüğünü, paylaşım izlerini ve içerikteki kişilerin yaşına ilişkin teknik değerlendirmeyi içermelidir.

Ceza yargılamasında hüküm, hukuka uygun şekilde elde edilmiş ve duruşmada tartışılmış delillere dayanmalıdır. Dijital materyaller bakımından CMK 134 kapsamında arama, kopyalama ve el koyma süreçleri; CMK 217 kapsamında ise delilin hukuka uygunluğu ve ispat gücü ayrıca önem taşır. Bu nedenle telefon veya bilgisayar incelemelerinde usule aykırı arama, imaj alma eksikliği, hash değerinin belirtilmemesi veya zincirleme muhafaza sürecindeki boşluklar savunma açısından kritik hale gelebilir. CMK 217/2 uyarınca yüklenen suçun hukuka uygun şekilde elde edilmiş delille ispatlanması gerektiği kabul edilmektedir.

Şikâyet, Uzlaşma ve Görevli Mahkeme

Müstehcenlik suçu kural olarak şikâyete tabi suçlardan değildir. Savcılık, suçun işlendiğine dair bilgi edinmesi halinde resen soruşturma başlatabilir. Bu nedenle bir kişinin şikâyetten vazgeçmesi her durumda kamu davasını sona erdirmez. Uygulamada yapılan bildirimler çoğu zaman “şikâyet” olarak adlandırılsa da hukuki niteliği bakımından ihbar sonucu doğurabilir.

TCK 226 kapsamındaki suçlar bakımından uzlaştırma hükümleri de kural olarak uygulanmaz. Görevli mahkeme yönünden ise müstehcenlik suçlarında genel olarak asliye ceza mahkemesi görevli kabul edilir; ancak dosyada çocuk cinsel istismarı, özel hayatın gizliliğini ihlal, şantaj, tehdit, kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi veya örgütlü suç gibi başka suçlamalar varsa görev ve yargılama usulü ayrıca değerlendirilmelidir.

Müstehcenlik Suçu ile Karıştırılan Suçlar

Müstehcenlik suçu, uygulamada bazı suçlarla birlikte veya onlara alternatif şekilde gündeme gelebilir. Bunların başında özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi, cinsel taciz, çocukların cinsel istismarı, şantaj ve tehdit suçları gelir.

Örneğin rızaya dayalı özel bir görüntünün başkasına gönderilmesi, her olayda doğrudan müstehcenlik suçu olarak nitelendirilemez; olayın özel hayatın gizliliği, kişisel veri, şantaj veya tehdit boyutu olabilir. Buna karşılık çocukların kullanıldığı bir görüntünün oluşturulması veya bulundurulması halinde TCK 226/3 yönünden daha ağır bir değerlendirme yapılabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.03.2015 tarihli kararında özel hayatın gizliliği ile müstehcenlik suçu arasındaki fark ayrıca tartışılmış ve çocukların kullanıldığı içerikler bakımından suç vasfının doğru belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bu nedenle savunmada ilk yapılması gerekenlerden biri suç vasfını doğru belirlemektir. Yanlış suç vasfı, gereğinden ağır ceza tehdidiyle karşılaşılmasına veya dosyada asıl tartışılması gereken teknik delillerin gözden kaçmasına neden olabilir.

Müstehcenlik Suçu Soruşturmasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Müstehcenlik soruşturması başladığında ifade aşaması son derece önemlidir. Şüphelinin dosya içeriğini, dijital materyal incelemesini ve isnat edilen fiilin hangi fıkraya dayandırıldığını bilmeden beyanda bulunması savunma açısından risk doğurabilir.

Bu tür dosyalarda öncelikle şu hususlar incelenmelidir: El koyma ve dijital inceleme işlemleri usule uygun mu yapılmıştır? Cihaz imajı alınmış mıdır? Hash değerleri raporda gösterilmiş midir? Dosyaların kaynağı belirlenmiş midir? Otomatik indirme ihtimali araştırılmış mıdır? İçerik geçici sistem dosyasında mı, kullanıcı tarafından oluşturulmuş klasörde mi bulunmuştur? Dosya açılmış, taşınmış, çoğaltılmış veya paylaşılmış mıdır? Görüntülerdeki kişilerin yaşı kesin ve bilimsel şekilde belirlenmiş midir? İçerik çocukların kullanıldığı müstehcen ürün niteliğinde midir, yoksa genel müstehcenlik kapsamında mı değerlendirilmelidir?

Bu sorular yanıtlanmadan hazırlanacak savunma eksik kalabilir. Özellikle NCMEC/CyberTipline kaynaklı bildirimlerde raporun içeriği, IP eşleşmesi, hesap kullanıcısı, cihaz sahibinin kim olduğu ve fiilin kim tarafından gerçekleştirildiği ayrıca araştırılmalıdır. Yargıtay kararlarında da internet yayını, otomatik indirme, yaş tespiti, üretim-delil ayrımı ve belirsiz sayıda kişiye erişim imkânı gibi hususlar mahkûmiyet değerlendirmesinde belirleyici kabul edilmektedir.

Yargıtay Kararları Işığında Temel İlkeler

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.03.2015, 2014/603 E., 2015/66 K.: Çocukların kullanıldığı müstehcen içerikler bakımından üretim ve bulundurma/depolama fiilleri ayrı suç tipleri olarak değerlendirilmiştir. Çocuğun rızasının bulunması, suçun oluşumunu tek başına ortadan kaldırmaz.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 25.06.2020, 2018/461 E., 2020/323 K.: TCK 226/4’teki “doğal olmayan yol” kavramı dar yorumlanmalı; bireylerin özel yaşam alanına aşırı müdahale doğuracak geniş yorumlardan kaçınılmalıdır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 11.03.2021, 2020/15644 E., 2021/9009 K.: İnternet ortamında yayınlama iddiasında, içeriğin belirsiz sayıda kişiye ulaşma imkânı olup olmadığı uzman bilirkişilerce araştırılmalıdır. Ayrıca üretim fiili için sanığın içeriği ürettiğine ilişkin deliller gösterilmelidir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 04.03.2021, 2020/16719 E., 2021/7830 K.: Ele geçirilen materyallerin hangi TCK 226 fıkrası kapsamında kaldığı açıkça belirlenmeli; çocuk kullanımı, şiddet, hayvan, ölü beden veya doğal olmayan yol unsurları somut biçimde tespit edilmelidir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 11.12.2023, 2023/1096 E., 2023/5504 K.: Otomatik ve geçici şekilde kaydedilen dijital veriler bakımından depolama veya bulundurma kastı ayrıca araştırılmalıdır. Görüntülerdeki kişilerin 18 yaşından küçük olup olmadığı da tereddütsüz belirlenmelidir.

Hukuki Değerlendirme ve Savunma Sürecinin Önemi

Müstehcenlik suçu, özellikle dijital deliller üzerinden yürüyen dosyalarda teknik ve hukuki bilginin birlikte kullanılmasını gerektirir. Dosyada yalnızca görüntü bulunması, tek başına mahkûmiyet için yeterli kabul edilmemelidir; görüntünün nasıl elde edildiği, kim tarafından indirildiği, cihazda ne şekilde bulunduğu, paylaşım olup olmadığı, içerikte çocuk kullanılıp kullanılmadığı ve bilirkişi raporunun denetime elverişli olup olmadığı ayrıntılı şekilde incelenmelidir.

Bu suç bakımından erken aşamada yapılacak hukuki değerlendirme, ifade stratejisinden bilirkişi raporuna itiraza, dijital delil incelemesinden suç vasfının belirlenmesine kadar tüm süreci etkiler. Özellikle TCK 226/3 ve TCK 226/5 kapsamında ağır ceza tehdidi bulunan dosyalarda, teknik verilerin doğru okunması ve savunmanın somut deliller üzerine kurulması hayati önem taşır.

Müstehcenlik suçuna ilişkin bir soruşturma veya dava ile karşı karşıya kalan kişinin, dosyadaki dijital materyaller, arama-el koyma işlemleri, bilirkişi raporları, platform kayıtları ve isnat edilen fiilin hukuki niteliği bakımından profesyonel destek alması gerekir. Her dosya kendi delil yapısına göre değerlendirilmelidir; bu nedenle genel bilgiler, somut olay incelemesinin yerine geçmez.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.